20/09/2019

İŞ KAZALARI HUKUK ÖRNEKLERİ 2

Selman DOĞAN A SINIFI İŞ GÜVENLİĞİ UZMANI

29 Eylül 2015

2-) Sigortalının işveren tarafından yürütülmekte olan iş nedeniyle kazaya uğraması

"İşveren tarafından yürütülmekte olan nedeniyle" (5510/13.b) meydana gelen olaylar, iş kazasıdır. Bu hükme göre, kaza işyerinde oluşmamış olsa bile, örneğin işverenin sigortalıyı işyeri dışında bir görevle başka yere göndermesi veya sigortalının işin gereği olarak işyeri dışına çıkması halinde uğradığı kaza iş kazası sayılmaktadır. Burada önemli olan, kazanın, işveren tarafından yürütülen iş dolayısıyla meydana gelmesidir.

Buna göre sigortalının işverenden aldığı talimat uyarınca, bir müşterinin evinde elektrik arızasını gidermeye çalışırken, elektrik akımına kapılarak ölmesi halinde iş kazası söz konusu olacaktır. Burada önemli olan, 5510/13.b maddesi hükmü uygulanırken, sigortalının işveren tarafından yürütülmekte olan iş nedeniyle hareket edip etmediğine bakılması gerekir.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin bir kararında; tomruk deposunda tesellüm işçisi olarak görev yapan sigortalı, tomrukları depodan kamyonların durduğu tali yol ayrımına kadar traktörle götüren sürücünün işbaşında bulunmadığı bir sırada kullandığı traktörü kamyona yanaştırırken kazaya uğradığı, olay ile işverenin fiili arasında uygun neden-sonuç bağı bulunmadığı gerekçesi ile bu olayı iş kazası saymamıştır. Yargıtay 10. Hukuk Dairesi ise, benzer bir olayda kazanın meydana geldiği yeri "işyerinin eklentisi" sayarak 5510/13.a maddesi veya "sigortalı işyeri dışında görevlendirildiği" için 5510/13.c maddesi hükmünün koşullarının gerçekleştiğini, dolayısıyla olayın iş kazası sayılacağını belirtmiştir. [Yarg. 10. HD., 18.9.1990 tarihli, 6897/7605sayılı kararı]

Bir başka olayda, işyerinde işveren vekili, görevli müdür gibi hizmetlerde bulunan ve ayrıca işverenin harici işlerini, adliyedeki işlerini takip eden sigortalı, bir gün işverenle birlikte aynı araçla trafiğin yoğun bir iş merkezine gitmiştir. Burada, yine işverenle birlikte, caddenin bir tarafından diğer tarafına geçerken bir taşıtın sigortalıya çarpması sonucu ölmüştür. Mirasçıları işvereni dava ederek olayın iş kazası olduğunun tespitini istemişlerdir. Davalı işveren, savunmasında, sigortalının olay günü kendisi ile birlikte iş merkezine gelmek için araca bindiğini, esas amacının kızının düğünü için kredi almak olduğunu ve görevli bulunmadığını öne sürmüştür. Yargıtay, sigortalının kredi almayı planladığı bankanın başka bir yerde bulunmasını, kendisinin olay günü izinli olmamasını ve işveren vekili durumunda olan bir elemanın sebepsiz yere iş merkezine götürülmesinin söz konusu olamayacağını ve ayrıca sigortalının işverenin her türlü dahili ve harici işlerine baktığını göz önünde tutarak, olay günü görevli olduğunu kabul etmiş ve olayı 5510/13.b maddesi çerçevesinde iş kazası olarak değerlendirmiştir. [Yarg. 10.HD., 23.10.1995 tarihli, 7796/8681 sayılı kararı]

3) Sigortalının, görevli olarak işyeri dışında başka bir yere gönderilmesi nedeniyle asıl işini yapmaksızın geçen zamanlarda kazaya uğraması

5510 sayılı yasanın 13.c maddesi hükmüne göre, sigortalının işveren tarafından görevle işyeri dışında başka bir yere gönderilmesi halinde, asıl işini yapmaksızın geçen zaman birimi içinde uğradığı tüm kazalar, iş kazası olarak nitelendirilmektedir. İşveren, sigortalıyı işyeri dışında bir görev ifa etmekle yükümlü tutabilir, bu görev yerinin aynı veya başka ilde veya yabancı bir ülkede olması önem taşımamaktadır. Sigortalı, işverenin işi için başka yere gitmektedir, o halde işverenin otoritesi altındadır. Söz konusu madde hükmü "sigortalının asıl işini yapmaksızın geçen zaman" deyimini kullanmış, bu zamanın nasıl değerlendirileceği hususunda bir açıklama yapmamış ve herhangi bir ayrım da öngörmemiştir. Sözü edilen madde hükmünün uygulanmasında önemli olan husus, uğranılan kazanın, işverenin sigortalıya vermiş olduğu görevle ilgili olup olmadığı ve bu görevin yapılması için geçen süre içinde meydana gelip gelmediğinin tespitine bağlı bulunmaktadır.

Sigortalı, işveren tarafından yürütülen bir işi görürken (çalıştığı sırada) kazaya uğrarsa, maddenin b fıkrası; asıl işini yapmaksızın geçen boş zamanında (çalışmadığı sırada) kazaya uğrar ise, maddenin c fıkrası uygulama alanı bulacaktır.

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi'nin, 2.6.1983 tarihli, 2061/3002 sayılı kararına göre; sigortalı işçinin, işveren tarafından yürütülmekte olan iş dolayısıyla işyerinden uzaklaştığında, boş zamanlarını normal bir yaşantı içerisinde değerlendirmesi doğaldır. Sigortalı işçinin boş zamanlarını, sinemaya, kahveye, eğlence yerine giderek değerlendirmesi mümkündür. Bunun gibi, akşam yemeğini de sahildeki bir lokantada yemesi doğal hakkıdır. Bu bakımdan, sigortalıyı görevle ayrıldığı işyerinden aynı işyerine dönünceye kadar normal yaşantı içerisinde kalmak koşuluyla boş zamanlar da dahil olmak üzere tüm risklere karşı sigortalı saymak, sosyal sigorta hukukunun ilkelerine uygun düşmektedir. Ancak, kanımızca sigortalı boş zamanlarını normal bir yaşantı içinde geçirmek zorundadır; haklı bir neden olmadıkça başkaca bir riske girmemesi gerekir.

Yine Yargıtay'ın [Yarg. 10. HD., 13.10.1987 tarihli ve 5024/5139 sayılı] kararına göre, işveren sigortalıyı görevle başka bir yere gönderdiğinde, işçi yolda parkta arkadaşlarıyla oturup konuşurken bir bombanın patlaması sonucunda ölmesini "... olayın sigortalının görev ile başka bir yere gönderildiği zaman süreci içinde ortaya çıktığı kuşkusuz olduğuna göre, kazayı iş kazası saymak yasal zorunluluktur" diyerek iş kazası saymıştır.

Yine aynı nedenle, malzeme almak üzere işverence toptancıya gönderilen sigortalının gerekli alış-verişi yaptıktan sonra yol üzerinde bulunan babasına ait dükkanda çay içerken silahlı saldırıya uğrayarak ölmesi de iş kazasıdır. [Yarg. HGK., 5.6.1996 tarihi, 228/454 sayılı kararı]. Buna karşılık, sigortalının kendi kullandığı özel arabası ile görev yerine hareket etmeden önce, ailesi ile vedalaşmak üzere evine gitmekte iken trafik kazası geçirmesi durumunda iş kazası sayılmamıştır.[Yarg. 9. HD., 15.10.1991 tarihli, 7939/11315 sayılı kararı]. Çünkü, burada kaza, işçinin görev ile başka bir yere gönderilmesi sırasında değil, bundan önce, evine gittiği sırada, açıkçası görev dışında meydana gelmiştir. Bu olayı 5510/13-c kapsamında değerlendirmek mümkün değildir.

Diğer bir Yargıtay kararına göre; iş kazası nedeniyle hastanede tedavi edildikten sonra taburcu edilip evine gönderilen sigortalının yolda uğradığı trafik kazası da iş kazası sayılmamıştır. [Yarg. 10. HD., 25.5.1989 tarihli, 3064/4630 sayılı kararı]

Yargıtay'ın önüne gelen başka bir uyuşmazlıkta, Amasya'daki bir işyerinde çalışmakta olan davacı, mülkiyeti şirkete ait olan ve işverenin oğlunun sevk ve idaresindeki bir araçla, yanlarındaki birkaç kişi ile birlikte eğlenmek üzere Çorum'a gitmiş, gece burada eğlendikten sonra, aşırı alkollü bir şekilde hep birlikte Samsun istikametine giderken trafik kazası geçirmiştir. Davacı, işveren tarafından görevle gönderildiği iddiası ile bu olayın iş kazası olarak tespitini talep etmiş, mahkemece istek doğrultusunda karar verilmiştir. Yargıtay ise, "özel amaçlı eğlence ve seyahatler sonucu meydana gelen kazaların iş kazası olarak nitelendirilmesi mümkün değildir" sonucuna ulaşmış ve mahkemenin kararını bozmuştur. [Yarg. 21.HD., 29.4.2002 tarihli, 2036/3525 sayılı kararı].

4) Emziren Kadının sigortalının, çocuğuna süt vermek için ayrılan zamanlarda kazaya uğraması

4857 sayılı İş Kanunu'nun 88. maddesine dayanılarak çıkarılan "Gebe veya Emziren Kadınların Çalıştırılma Şartlarıyla Emzirme Odaları ve Çocuk Bakım Yurtlarına Dair Yönetmelik" in 15. maddesine göre, yaşları ve medeni halleri ne olursa olsun, 100-150 kadın işçi çalıştırılan işyerlerinde, bir yaşından küçük çocukların bırakılması ve bakılması ve emziren işçilerin çocuklarını emzirmeleri için işveren tarafından, çalışma yerlerinden ayrı ve işyerine en çok 250 metre uzaklıkta bir emzirme odasının kurulması zorunludur. Yine, yaşları ve medeni halleri ne olursa olsun, 150 den çok kadın işçi çalıştırılan işyerlerinde, 0-6 yaşındaki çocukların bırakılması ve bakılması, emziren işçilerin çocuklarını emzirmeleri için işveren tarafından, çalışma yerlerinden ayrı ve işyerine yakın bir yurdun kurulması zorunludur. Yurt açma yükümlülüğünde olan işverenler yurt içinde anaokulu da açmak zorundadırlar. Ancak, 100'den az kadın işçi çalıştırılan işyerlerinde emzirme odası kurulması zorunluluğu bulunmadığından, böyle işyerlerinde emzikli kadın işçilere, bir yaşından küçük çocuklarını emzirmeleri için günde toplam bir buçuk saat süt izni verilir. Bu sürenin hangi saatler arasında ve kaça bölünerek kullanılacağını işçi kendisi belirler. Bu süre günlük çalışma süresinden sayılır

İşte bu izin süreleri içinde, sigortalı çocuğunu emzirmek üzere işyerinden ayrıldığı sırada veya işyerine dönerken bir kazaya uğrarsa, 5510/13.d maddesi uyarınca burada yine bir iş kazası sayılmaktadır.

Yargıtay'a göre de, sigortalının emzirme izni süresi içinde işyerine gelmek üzere yolda karşıdan karşıya geçerken bir aracın çarpması sonucu ölmesi iş kazasıdır. Nitekim, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 10.6.1983 tarih ve 328/652 kararında: "İki saat emzirme (süt) izni verilen sigortalı, bu izin süresi içinde işyerine gelmek üzere yolda karşıdan karşıya geçerken davalının kullandığı motorlu taşıtın çarpması sonucu vefat etmiştir. İş Kanunu'nun. 62. maddesine göre, emzikli kadın işçilerin çocuklarına süt vermek için belirtilen süreler, iş süresinden sayılır ve iş süresinden sayılan zaman içerisinde işyerine gelirken uğranılan kaza da iş kazasıdır." diyerek sigortalı kadının çocuğunu emzirmek için işyerinden ayrıldığı izin süresi içinde meydana gelen kazıyı iş kazası olarak kabul etmiştir.

Sorularınız için: www.selmandogan.com.tr

selmandoganigu@gmail.com

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun!

Yorum yazın

İsim (Gerekli)
Yorumunuz (Gerekli)

Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.

Yazarın diğer yazıları