08/12/2019

ADNAN TÜFEKÇİ’NİN ARDINDAN – 8

Nilgün ÖZERDOĞAN

Nilgün ÖZERDOĞAN
30 Mart 2016

       Geçen haftadan devam ediyorum.

      …/.

       Adnan Tüfekçi ile ilgili olarak kiminle görüşsem, herkesin bir keşkesi vardı.  Keşke O’nunla daha çok ilgilenseydim, keşke O’nunla daha çok zaman geçirseydim, keşke O’nu hiç yalnız bırakmasaydım, keşke şunu yapsaydım, keşke bunu yapsaydım gibi üzüntülerini dile getirdiler. Ben bile uzaktan tanımama rağmen, keşke O’nunla sohbet edebilseydim ve fikirlerinden yararlansaydım diye çok hayıflandım.

      Bir de biz millet olarak insanların kıymetini sağlığında iken bilmiyoruz. Ne zaman ki o insanı kaybediyoruz, işte o zaman ne kadar çok keşkelerimiz oluyor. Her zaman yanımızdaki ve çevremizdeki insanları, bir saat sonra bile bir daha görememe ihtimalini düşünmemiz gerekir. Herhalde böyle düşünebilirsek eğer, sevdiklerimize ve dostlarımıza daha farklı davranabiliriz.

      İşte keşkeleri çok olan biri de, Arçelik yan sanayilerinden Ermak Firmasının sahibi ve yöneticisi Bahadır Yüce ile Adnan Tüfekçi hakkında sohbet ettik. Eşi Emine Yüce de aynı zaman Bolu Ticaret ve Sanayi Odasında Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Bolu İli Kadın Girişimciler İcra Kurulu üyesi. Bahadır Bey eşi Emine Hanım ve oğlu Burak ile birlikte tam bir aile dayanışması içinde gece gündüz canla başla çalışıyorlar. Onların ailece böyle çalışmaları öyle takdir edilecek bir şey ki, bence herkese örnek olmalı. Gelecekte Yüce ailesinin tüm zorlukları aşarak çok başarılı olacaklarına inanıyorum. Böyle sıkıntılı bir süreç yaşayan iş sahipleri de bundan ders aldıkları için gelecekte çok başarılı oluyorlar. Bu tecrübeler de insanlara yaşayarak öğrenilen ve ileride hata yapmalarını önleyen bir süreç oluyor.

      Şirketlerin zor duruma düşmeleri de çoğu zaman kendilerinden kaynaklanmıyor. Devletin ekonomik politikaları, Dünya’daki ekonomik gelişmeler de firmaların mali dengelerini alt üst edebiliyor. Örneğin durup dururken bir anda Rusya krizi çıktı, Rusya ile iş yapan şirketler ve turizm firmaları neredeyse batma noktasına geldi. Bu gidişten hiçbir suçu olmayan insanlar ne yapsınlar şimdi?

      Bahadır Yüce, Adnan Tüfekçi’nin kaybından dolayı çok üzgündü, anlatırken zaman zaman gözleri sulandı ve şunları söyledi:

      “Adnan Bey’in o kadar çok hatırası var ki, anlat anlat bitmez.

     Adnan Bey’i 1981 yılından beri tanıyorum. 1981 yılından emekli olana kadar Arçelik’in yan sanayisi olarak çalıştık. Ta Pres Atölyesi şefliğinden ölene kadar çok iyi ilişkilerimiz oldu. Altında kot pantolonu, buruşmuş mavi iş elbisesi ve yağ içindeki ayakkabıları ile bir bakarsınız makinanın altında, bir bakarsınız makinanın üstünde çalışır ve makinanın arızası olup olmadığını kontrol ederdi. Zaman mefhumu yoktu, bayram, tatil, gece, gündüz ne olursa olsun önemli değildi, o iş mutlaka yapılacaktı. Tüm projelerde, fırın, ocak, aspiratör gibi üretimlerde, kapasiteyi en yüksek miktarlara taşıyabilen bir yapısı vardı.

      Pres Atölyesi, şefliğinden sonra teknik büro müdürü oldu. İşini not almaya bile gerek duymadan müthiş derecede takip ve kontrol ederdi. Hiçbir şeyi unutmazdı. İşini iyi yapacak, takip edecek insanlarla çalışmak isterdi. Siz de O’nun karşısında veya yanında olan biri olarak çok düzgün konuşmanız lazımdı. Eksik veya yanlış bilgi verdiğinizde mutlaka geriye dönüşünü sorar ve işin yapılıp yapılmadığını takip ederdi. Çalıştırdığı ekibini korur, her türlü sorunu ile ilgilenirdi.

       Arçelik’ten başka birimlere ve başka kurumlara giden ne kadar insan varsa hepsini O yetiştirmiştir.  Yetiştirdiği insanlar bugün, fırın, ocak ve ısıtıcılar konusunda üretim yapan Firmalarda en üst düzey konumdalar. Buradaki başarının en büyük sebebi, ekibine ve çalıştırdığı insanlara, tedarikçilerine güvenmesi ve kimin ne yapabileceğini çok iyi bilmesinden kaynaklanmaktadır. Öyle ki İstanbul’da bulunan Genel Müdür bile sorulduğunda “Şu saatte şuradadır.” diyebilecek kadar bilirdi.

      Boş vakitlerinde Ambar Sorumlusu olan arkadaşı Arif Gökyıldız’ın yanına çay içmeye gelirdi. “Şurdan bir çay ver.” derdi.

      İşten atmak zorunda kaldığı kişilerin, aileleri ve eşi bunun sebebini sorduğu zaman mutlaka cevap verirdi. O kişi o anda ulaşamamışsa bile daha sonra arar, neden işten çıkarıldığını açıklardı. “

      …/.

      Haftaya devam edeceğim.

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun!

Yorum yazın

İsim (Gerekli)
Yorumunuz (Gerekli)

Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.

Yazarın diğer yazıları