08/12/2019

BU CUMHURİYET KAN VE GÖZYAŞIYLA KURULMUŞTUR

Nilgün ÖZERDOĞAN

Nilgün ÖZERDOĞAN
27 Temmuz 2016

                               

          Turgut Özakman’ın Şu Çılgın Türkler kitabını okudunuz mu? Okumadıysanız hemen okuyun. Okumayanlara da tavsiye edin.

          Turgut Özakman’ı Atatürkçü Düşünce Derneği olarak Bolu’ya davet etmiştik. Kendisi ile konuşma ve sohbet etme onuruna erişmiş bir insan olarak kitaplarının dışında da Turgut Özakman’dan çok şey dinledik.

           Cumhuriyet’imizin ne acılarla, ne yokluklarla kurulduğunu biliyoruz. Ne yazık ki aynen bugünkü gibi dış güçlerle ve düşmanlarımızla iş birliği yapan hain yobazlarla da ne büyük mücadeleler verdiğini belgelere dayalı olarak yazılan kitaplardan öğreniyoruz. O gün karanlık emellerini gerçekleştiremeyenler, yıllardır örümcek ağı gibi ördükleri ihaneti bugün ortaya koydular. Kurtuluş Savaşı sırasında yaşanan ihanetlerin, bugün de aynen yaşandığını görünce değişen bir şeyin olmadığını anlıyoruz. Ülkemizde din ile devlet işleri ayrılmadıkça da bu pisliklerden kurtulamayacağız.

          Kurtuluş Savaşı’mız sürerken Düzce ve Bolu’da isyanlar çıkıyor. Bu konuyla ilgili bazı kitaplar var. Turgut Özakman Şu Çılgın Türkler kitabında bu acı olayı bakın nasıl anlatıyor:

           “2 Mayıs 1920 günü, Ankara’ya karşı ayaklanan Düzce asileri Bolu’ya yürüdüler. Bu saldırıya Bolu ve Düzce’ye yakın bazı köyler de katılmıştı… 3 Mayıs sabahı her taraftan şehre saldırdılar… Binbaşı İhsan şehit oldu… Birkaç çapulcu koşarak O’nu soydular, şehidi çıplak halde sokak ortasında bıraktılar… Ellerine geçirdikleri askerleri, eski lise binasının kırık camları ile kestiler ve korkunç işkencelerle öldürdüler… Bolu’da kalan (Devrekli) Abdülkadir adında çok genç bir subayı da soyarak ve işkence yaparak Bolu sokaklarında dolaştırdılar. Bıçakla vücudunu delik deşik ettiler ve belediye önüne attılar. Zavallı genç subayın çok yarası vardı, ama ölmemişti. Ertesi gün subayın kıpırdadığını  pencereden gören  bir doktorun hanımı kocasına haber verdi. Doktor, sabahın tenhalığından faydalanarak subayı memleket hastanesine kaldırttı. Fakat kudurmuş asiler durumu öğrendiler ve birkaç melun derhal hastaneye giderek subayın boynuna ip geçirdiler ve sokaklarda sürükleyerek öldürdüler ve “İşte Şeyhülislamın fetvasının hükmü yerine geldi”  diye bağırdılar.

           Anadolu’daki 153 yurtsever din bilgini ve müftü de bir karşı fetva yayımlayarak bu ihanetin karşısına dikilirler. Gerçek dindarlar, vatanı için dövüşen milliyetçilerin yanında yer alır. Kör cahiller, çapulcular, hainler, sahte dindarlar ve dini çıkarları için kullanmaya yeltenenler ise sinecek, yer altına çekileceklerdir.

           Dinin iç ve dış siyasete alet edilmesinin acı sonuçlarını gören, bağnazlığın ve din sömürüsünün, yarım yamalak din eğitiminin nelere mal olduğunu yaşayan yurtseverler, bu çok düşündürücü, pis, vahşi olayları unutmayacaklar, yeni devletin bu tür olayların yinelenmesini önleyecek biçimde örgütlenmesine büyük özen göstereceklerdir.”

           Bugün yaşadığımız bu ihanet şebekeleri de dini kullanarak insanlarımızı kandırmadılar mı? Din çok hassas bir konudur. Saf ve temiz insanlarımızı, hurafelerle aldatıyorlar. Anlamadığımız bir dilden ibadet edildiği için kötü niyetli insanların oyunlarına rahatlıkla gelebiliyorlar.

           Turgut Özakman’ın Şu Çılgın Türkler kitabının Sonsöz’ünde yazdıkları da sanki aynen bugünü yansıtıyor:

          “Milli Mücadele’ye hainlikleri, ya da gafletleri nedeniyle karşı çıkanların büyük bölümü Cumhuriyet’i benimsemiş, Osmanlı Devleti’nin külünden tam bağımsız, yepyeni bir devlet çıkaran Atatürk’e saygı ve minnet duymuşlardır.

          Yurt dışına kaçanların bir bölümü kinlerini, hainliklerini sürdürdüler, Cumhuriyet’e karşı çeteler kurdular, gazeteler çıkardılar, yalan ve iftira dolu kitaplar yayımladılar. Memlekette kalanlar susup yer altına çekildiler. Fırsat kolladılar.

         Cumhuriyet’i yıkabilmenin ön şartının Atatürk saygısını, sevgisini yok etmek, Milli Mücadele’yi küçültmek, önemsememek, benimsememek olduğunu düşündüler.

          Bu amaçla, Atatürk ve Milli Mücadele karşıtı, baştan sona yalanlarla, iftiralarla, saptırma ve çarpıtmalarla dolu, cahilce, insafsızca yazılar, kitaplar yayımladırlar. Genç insanların kulaklarına bu yalanları, iftiraları fısıldadılar, saptırma ve çarpıtmaları gerçekmiş gibi benimsetmeye çabaladılar.

          Bugün Türk gençliği biri ötekine benzemeyen iki tarihe inanıyor:

          Biri bu romanın esas aldığı, sağlıklı ve dürüst belgelere dayalı, hepimize gurur veren tarih… Öteki Cumhuriyet’i yıkmak için çabalayanların uydurdukları, yalanlarla dolanlarla dolu, sahte tarih.

          Bir süre önce söyleyip yazdıkları kimi gülünç, kimi insanı utandıran yalanları toplayıp gerçekleri belgelerle açıklayan bir kitap yazmıştım: Vahdettin, M Kemal ve Milli Mücadele.

          Cevap veremediler. Gazete ve dergilerde bu tür yalanların da arkası kesildi. Çünkü belgelere, kanıtlara, ciddi tanıklara karşı yalanı savunmak mümkün değildir. Ama kulaklarınıza yalan fısıldamaya devam edenler varsa, var olduklarını sanıyorum, adını verdiğim kitaba bir göz atmanızı ve doğruyu öğrenmenizi dilerim. Yalanın yoldaşı ve savunucusu olmayın.

           Sevgili gençler!

           İstiklal Savaşı, dünyadaki en meşru, en ahlaklı, en haklı, en kutsal savaşlardan biridir. Emperyalizmi ve yamaklarını dize getiren, bir enkazdan yepyeni, çağdaş bir devlet kurmayı başaran atalarınızla gurur duyun, şehit ve gazi atalarınızın onurunu yalancılara çiğnetmeyin.”

           Can Dündar, yaklaşık 10 yıl önce Atatürk’ümüzü halkın gözünde küçültmek amacıyla bir belgesel hazırlamıştı. Bu bir tesadüf değildi. Turgut Özakman bu belgeselde yer alan yanlış ve yalanları bir televizyon programında Can Dündar’ın yüzüne söylemişti. İşte bu da planların bir parçasıydı. Şimdi taşlar yerine daha iyi oturuyor. Bakın Can Dündar, o zaman halkın gözünden ne kadar düşmüştü. Ben de kendisini çok seviyordum. Bu belgeseli yaptıktan sonra ne zaman televizyonlarda ve basında görsem hemen aklıma bu belgesel geliyor.

          T.C kaldıranlar, andımızı ve 10. Yıl Marşımızı yasaklayanlar, PKK ile masaya oturanlar, Atatürk’ün resimlerinin devlet dairelerinden kaldırılmasını isteyenler, artık Atatürk’ün modasının geçtiğini söyleyenler, Atatürk anıtlarına put diyerek saldıranlar neyi amaçlıyorlar dersiniz? Aklımızı başımıza toplayalım; bütün bunlar Ülkemizi yok etmek isteyen vatan hainlerinin dış güçlerle işbirliği yaparak kan ve gözyaşıyla kurulan Cumhuriyetimizi yıkma projesinin birer parçalarıdır.

          

 

 

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun!

Yorum yazın

İsim (Gerekli)
Yorumunuz (Gerekli)

Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.

Yazarın diğer yazıları