15/11/2019

ÇOK BİLEN ÇOK YANILIR

Nilgün ÖZERDOĞAN

Nilgün ÖZERDOĞAN
17 Ağustos 2016

     Şu atasözlerimiz ne kadar güzel. Bu güzel ve gerçeklere cuk diye oturan sözler, yılların deneyimleri ile ortaya çıkmış, söylene söylene dilimize yerleşmiş.

      Genellikle cahil ve bilgisiz insanlar kulaktan dolma bilgilerle yalan yanlış, iddialı bir biçimde konuşurlar. Aslında konuştuklarının çoğu yanlış ve gerçeklerden tamamen uzaktır. Olaylara tek pencereden bakarlar. Oysaki bilmediğimiz öyle çok şey var ki.

       Kendi adıma söylemem gerekirse, kitap okudukça ne kadar çok şey bilmiyormuşum diyorum. Yahut da hiç bu açıdan bakmamıştım, işin bu yönü de varmış, bir de başkalarının gözüyle bakmalıyım, diye düşünüyorum.

       Yaşadığımız olayları farklı pencerelerden değerlendirdiğimiz zaman, ortak aklın ne kadar değerli olduğunu anlıyoruz. En küçük topluluk olan aileden başlamak üzere, başarının ortak akıldan geldiğini ve hata yapma oranının ne kadar düştüğünü görüyorsunuz. Başarılı şirketleri inceleyin; ortak akılla ne büyük işler başarıyorlar. Bu ülkeler için de böyle. Gerçek demokrasi ile yönetilen ülkeler bugün dünyanın en gelişmiş, ileri, zengin ve yaşam standartları en yüksek ülkeler. Her fikirden, her görüşten insanın temsil edildiği demokratik ülkeler gelişme yolunda daha hızlı adımlarla ilerliyorlar.

      Üçüncü dünya ülkelerine baktığımız zamansa, demokrasi bir yana herkesin birbirini boğazladığını, kanın gövdeyi götürdüğünü görüyorsunuz. Din temelli yönetimler tek bakış açısı ile baktıkları için dünyadının gidişatından habersiz emperyalist güçlerin oyuncağı haline geliyorlar. Bu ülkelerde ortak akıl olsa hiç bu duruma düşmezler, bu ülkelerin halkları da bunca acıyı yaşamazlar. Bırakın gelişmeyi, bu zavallı insanlar her gün gözyaşı, ölüm, hastalık, perişanlık içinde yüzüyor ve ölüm kalım savaşı veriyorlar. Geri kalmış ülkelerin çoğu böyle çapsız yöneticiler yüzünden bu hale düşüyorlar. Herşeyin temeli bilgiye ve eğitime dayanıyor.

      Farklı düşüncelere mutlaka önem vermek gerekir. Değişik açılardan görüşler hata yapmanızı da engeller. Bugün ülkemizin başımıza gelenler de ortak akıla ve farklı, karşıt görüşlere önem vermemek ve dikkate almamaktan geçiyor. Basın ele geçirildi, haksızlığa uğrayan insanların feryatlarını duyamadınız. Basından devamlı tek taraflı yayınlar yapıldı, halkın algı operasyonları ile beyinleri yıkandı. Oysa farklı fikirler ve görüşler ortaya konabilseydi belki de bu hataları yapmayacaktınız. Atatürk’ü halkın gözünden düşürmek istediniz, Yüce Ata’mızı aşağıladınız. Sürekli olarak dini devlet işlerine karıştırdınız. Allah’la insanın vicdanı arasında kalması gereken  dini bulaştırmadığınız makam kalmadı. Allah tek, peygamber tek, ama İslamiyet her ülkede farklı uygulanıyor. Kimse kimsenin dini ibadetini beğenmiyor, kesinlikle benim dediğim olacak, benim dediğim doğru, herkes buna uyacak diye diretiliyor.

      Dini sağlıklı yaşamın da yolu demokrasidir, laiklikdir. Dini her işe bulaştırdığınız zaman bugün olduğu gibi menfaat, çıkar, yolsuzluk, hırsızlık alır başını gider, ülkede çürümüşlük hakim olur.

      15 Temmuz’dan sonra yaşadıklarımız ve gördüklerimiz dudaklarımızı uçuklatıyor. Gerçekten de devlet içinde devlet olmuşlar. Dini kullanarak, aslında hiç de dinle ilgisi olmayan bu hainler, işte böyle tek taraflı eğitilmeselerdi, böylesine kandırılabilirler miydi? Sorgulamadan, araştırmadan, neden, niçin, nasıl demeden, farklı fikirlere açık olmadan işte böyle birer cani robot olunur. Vicdanı sızlamayan bu insanlar, tek bir akılla, kusal saydıkları adamın kılını, tırnağını, yediği portakal kabuğunu, fanilasını yiyorlarmış. Ben yazarken bile midem kabarıyor, tek taraflı okumuş, profesör olmuş, general olmuş bu adamlar bir tek görüşün esiri olurlar işte böyle.

       Hangi dinde, milletin meclisini bombalamak, masum insanları öldırmek, iftira atmak, komplolar düzenlemek, hırsızlık yapmak, gencecik  fidan gibi daha iki gün önce Güneydoğu’dan savaştan gelmiş yorgun özel kuvvetlerimiz olan 50 fidanımızı bombalamak vardır. Bu gençler özel seçilmiş ve eğitilmiş fidanlarımızdı, nasıl kıydınız?

      Sadece kendi aklına güvenen, üstelik de sorumluluk makamında olan insanlar için, yapılan eleştiriler de bir şanstır. Onlardan ders alırsınız, yanlış yapmaktan kurtulusunuz. Yapılan hata sadece kendi şahsınızı ilgilendirse, “Hata yaptım, cezamı çekiyorum.” dersiniz. Ama sözkonusu vatansa, koskoca ülkeyi bu hale düşürdükten sonra, “Allah affetsin.” denemez.

       Ülkeyi yönetenler, çevrelerini dalkavukların sarmasına izin vermemelidirler. Yalakalık, yağcılık ve kendi çıkarları için çevrenizi saran bu insanlar yüzünden gerçekleri göremezsiniz. Yanınıza muhalif görüşteki ve bilge insanları da alın ki, hata yapmayın. Şeyh Edebali yüzyıllar önce hükümdar olan oğluna, “İnsanlar vardır, Şafak vaktinde doğar, akşam ezanında ölürler, Avun oğlum avun, güçlüsün, kuvvetlisin, akıllısın, kelamlısın. Ama; bunları nerede kullanacağını bilmezsen, sabah rüzgarında savrulur gidersin. Öfken ve nefsin bir olup, aklını yener. Unutma ki yüksekte yer tutanlar; aşağıdakiler kadar emniyette değildir.” diye öğütler vermis.              

       Bir evlat ne emeklerle yetişiyor? Pisi pisine yöneticilerin basiretsiz ve tek yanlı görüşleri yüzünden nice vatan evladını kaybettik. Yüreğimiz yanıyor, artık aklıllar başlara toplanmalı ve herkesin fikrine başvurarak, karşıt fikirlere saygı duyarak, ortak akılla ülkemiz yönetilmelidir.   

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun!

Yorum yazın

İsim (Gerekli)
Yorumunuz (Gerekli)

Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.

Yazarın diğer yazıları