08/12/2019

BOLU’NUN ÇEHRESİ DEĞİŞİYOR – 2

Nilgün ÖZERDOĞAN

Nilgün ÖZERDOĞAN
21 Eylül 2016

                   

      Geçen haftadan devam ediyorum.

       …/.

      Müze ziyaretimizin ardından Aşağı Soku Mahallesi’nde bulunan şantiyeye götürdüler. Tesisin büyüklüğü dışarıdan pek anlaşılmıyor. İçine girince ne kadar büyük bir tesis olduğunu anlıyorsunuz. Oldukça geniş bir alanda modern tekniklerle boru, büz ve parke taşı üretiliyor. Eskiden elle ve beden gücüyle yapılan borular ve parke taşları burada el değmeden makinalarla üretiliyor. Teknoloji bu kadar ilerlemeden önce insanlar ne kadar çile çekmişler ve ne zor şartlar altında çalışmışlar diye düşündüm. Buna rağmen bu insanlar günümüze kadar yaşayan büyük ve güzel eserler ortaya koyabilmişler.

      Aşağı Soku Mahallesi’ndeki şantiyenin kapasitesi oldukça büyümüş ve artık Bolu’nun ihtiyacını karşıladığı gibi dışarıya da satılıyormuş. Bolu için çok verimli bir yatırım olmuş.

       Ayşe Hanım tesisi hem gezdirdi, hem de bilgiler verdi: “Bölgenin en iyisine sahibiz şantiye anlamında. 2007 yılında kurulan parke taşı fabrikası ile iki vardiya günlük 1500 M2 parke taşı üretirken, 2 ay önce kurulan son sistem full otomatik makinalarla (robotlarla) insan eli değmeden günlük 3 bin M2 parke taşı üretebiliyoruz. Şu anda iki tesis birden üretime devam ediyor. Büz bordür fabrikasında istenilen ebatlarda beton boru üretiyoruz. Şimdilik bu borular 200, 600, 1200 ebatlarında üretiliyor. Bunların satışına da başladık. Mudurnu’da bir termal tesisle 9 Milyon TL.lik anlaşma yaptık. Bu tesisin borularını döşüyoruz. Ayrıca şantiyeye buhar odaları oluşturduk. Bu odalar sayesinde ürettiğimiz beton borular çok kısa sürede kuruyup kullanılır hale gelecek. Çimento Fabrikası Bolu Belediyesi’ne çimento veriyor. Taş ocağından aldığımız malzeme kaliteli bir malzeme. Böyle olunca ürettiğimiz mallar hem çok kaliteli, hem maliyetleri piyasanın çok altında.”

     Buradan sonra Çaygökpınar Köyü Rıfatlar Mahallesi mevkiinde bulunan taş kırma ve asfalt şantiyesine gittik. Burayı daha önce de gezmiştik. Bolu’nun güney doğusuna düşen bu şantiyenin de çok büyüdüğünü, kapasitesinin çok artmış olduğunu ve daha büyük dev makinaların yerleştiridiğini gördük. Yanında Bolu Özel İdaresi’nin de tesisi var. Doğal olarak çıkan bu malzeme asfalt ve yol yapımı için çok kaliteli bir malzeme imiş. Burada taş kırma ve taş eleme ünitelerinde işlemler yapılırken çevreye çok toz yayılıyor. Köylüler, eskiden buraların yemyeşil olduğunu ve buralarda hayvan otlattıklarını söylediler. Hatta Bolu’nun içme suyunun bile yıllarca buradan çıkan doğal sudan karşılandığını, şimdi ise tozdan duramadıklarını, tarlalarının mahvolduğunu ve önlem alınması gerektiğini anlattılar. Malzeme çıkarılırken atılan dinamitler yüzünden çok kütlemeler olduğunu ve bazen deprem olduğunu sandıklarını ve evlerinin sallandığını belirttiler.

      Gerçekten de buraya giden yollar bile tozdan görünmüyor. Arabanın içinde bile ağzımızı, burnumuzu kapatmak zorunda kaldık. Her nimetin bir külfeti var, ama bu toza bir çare bulunsa daha iyi olur bence. Teknoloji bu kadar ilerliyor, bu imalatlar yapılırken su kullanılabilir veya başka teknikler uygulanabilir. Böylece de çevre tozdan korunmuş olur, doğa zarar görmez,  köylüler de rahat bir nefes alır.

      Şantiyeden dönerken yolda hepimizin moralini bozan bir kavgaya tanık olduk. Şantiyeye yakın yerde yol genişletmesi yapılırken, birkaç kişi yol çalışması yapan görevli şoförü tarlalarına giriyor diye kürekle ve tekme tokat atarak dövdüler. Koca kürek görevlinin kafasına gelse ölebilirdi bile. İçimizdeki genç girişimciler hemen araçtan inip kavgaya müdahale ettiler ve şoförü kurtardılar. Ücretli çalışan ve sadece görevini yapan bu zavallı insan çalışmayı bırakıp, dozerle iş yerinden ayrılmak zorunda kaldı. Yolda arkasından yetiştik ve kendisine geçmiş olsun dedik. Görevli, “Ben görevimi yapıyorum, bir daha da buraya gelmem.” dedi. Olanlardan çok korkmuştu, biz bile böyle bir manzaradan çok ürktük. Birkaç gün hiç aklımdan çıkmadı ve içime dert oldu. Bolu gibi bir yerde ve de şehre çok yakın bir yerde yol yapımı gibi hayati bir iş yapan görevli insana hukuk tanımadan öldüresiye saldırılması anlaşılır gibi değil. Aslında yol yapılsa ve genişlese o tarlalar daha da değerlenecek. Ne yazık ki bu ilkel manzaralar hala ülkemizde yaşanıyor, bu kara cehaleti yıkamadık gitti.

     …/.

    Haftaya devam edeceğim.

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun!

Yorum yazın

İsim (Gerekli)
Yorumunuz (Gerekli)

Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.

Yazarın diğer yazıları