07/12/2021

HAMİLELİKTE KAŞINTI (KOLESTAZ) NEDEN OLUR?

14 Ekim 2021 - 10:22
HAMİLELİKTE KAŞINTI (KOLESTAZ) NEDEN OLUR?

Hamilelik döneminde kaşıntı çok sık olmayan ama görüldüğünde farklı gruptaki hastalıklara işaret edebilen bir belirtidir. Peki hamilelikte kaşıntı neden olur? Özel Çağsu Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Filiz ARDIÇ konu hakkında önemli bilgiler verdi.

Op. Dr. Filiz ARDIÇ; ‘’Gebelikte kaşıntı; yalnızca gebelik ve postpartum dönemde görülen, iyi tanımlanmış, heterojen bir grup hastalıktan oluşmaktadır. Gebelikte gözlenen kaşıntıların terminolojisi oldukça karmaşıktır ve aynı klinik hastalık için birçok farklı isim kullanılmaktadır. 
Hamilelik dönemi boyunca vücudun belirli yerlerinde ya da genelinde değişik derecelerde kaşıntı sorunu kendini gösterebilir. Özellikle sürekli büyüyen karın ve meme bölgelerinde kaşıntının olması son derece normaldir. Bu bölgelerdeki deri gerildikçe kaşınır ve daha sonra çatlamalar meydana gelebilir. Bu dokuz aylık dönemde yaşanan hormonal değişimler de ciltte hassasiyeti artırarak kaşıntıya neden olabilmektedir.’’ dedi.
Hamilelik döneminde ter bezlerinin daha aktif çalışmasının, cildin sürekli terlemesine ve nemli kalmasına sebep olduğunu belirten Op. Dr. Filiz ARDIÇ, ‘’bu nedenle vücuttaki deri kıvrımları, kasık bölgesi, meme altları sürekli terleme ile mantara, döküntüye ve dolayısıyla kaşıntıya neden olabilir. Vajina bölgesindeki kaşıntılar genital mantar enfeksiyonuna, anüs çevresindeki kaşıntılar ise bağırsak parazitlerine bağlı olarak ortaya çıkabilir.’’ ifadelerini kullandı.
Dr. Filiz ARDIÇ, Hamilelikte kaşıntının nedenlerini sıraladı: 
Kilo alımından dolayı ciltteki gerilme, Karaciğerdeki safra akımının yavaşlaması, Bilirubin yüksekliği yapan nedenler, Hamilelikten önce varolan cilt hastalıkları, Hamileliğe bağlı cilt hastalıkları, Allerjik bünyeden kaynaklanan reaksiyonlar, İlaç kullanımında vücudun verdiği reaksiyonlar, Karaciğer hastalıklarına bağlı nedenler, Cilt çatlaklıklarına bağlı kaşıntı, Tiroid ve böbrek bozuklukları, Viral hepatitler…
Gebeligin İntrahepatik (Karaciğer İçi) Kolestazı (GİK)
Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Filiz ARDIÇ; ‘’Gebeliğin tekrarlayan idiyopatik sarılığı olarak da bilinir. GİK, genetik yatkınlığı olan kişilerde, gebeliğin geç döneminde ortaya çıkan şiddetli kaşıntı ile karakterize geri dönüşümlü kolestazdır. Diğer gebelik kaşıntılarından farklı olarak kaşıntı ve kaşımaya bağlı ekskoriasyonlar eşlik eder. Fetüs için ciddi risk oluşturmaktadır. Hepatit C, safra taşı, kolesistektomi, çoğul gebelik ve anne yaşının ileri olması GİK için risk faktörüdür. Tam olarak bilinmemekle beraber hormonal, genetik, çevresel, mekanik ve muhtemelen beslenmeyle ilgili faktörlerin de etkili olduğu düşünülmektedir. Klinik bulgular genelde  30. haftadan sonra ortaya çıkmaktadır. Şikayet  genellikle  ayak tabanından başlayıp bacaklara ve gövdeye yayılan şiddetli kaşıntı iledir. Kaşıntı geceleri artar. Avuç içlerinde de kaşıntı olabilir. Tanı klinik bulgular ve laboratuvar değerlerine bakılarak konulur.
Serum safra asitlerinde, özellikle kolik asitte yemek sonrasında artış GİK için sensitif bir belirteçtir. Ayırıcı tanı için viral hepatitler, karaciğere zarar veren ilaçlara maruz kalma hikayesi ve diğer kaşıntı nedenleri araştırılmalıdır. Sikayetlerin büyük bir kısmı doğumdan sonra günler ve haftalar içinde kaybolur, fakat takip eden hamilelik ve oral kontraseptif kullanımında tekrarlama gösterebilir.’’ dedi.
Pemfigoid Gestasyones (PG)
Op. Dr. Filiz ARDIÇ; ‘’Pemfigoid gestasyones, genellikle gebelikte, nadir olarak trofoblastların kötü tümörlerinde ve molar gebelikte ortaya çıkan otoimmün büllöz bir hastalıktır. PG’in görülme sıklığı 1/1700 ile 1/50.000 arasında değişmektedir. 
Genellikle ikinci ya da üçüncü trimesterde (ortalama 21. gebelik haftası) görülmekle birlikte, ilk trimesterde ve erken postpartum dönemde de ortaya çıkabilmektedir. Şiddetli kaşıntı karakteristik özelliğidir. Lezyonlar tipik olarak önce göbek çevresi alandan başlar daha sonra kalça, gövde ve kol ve bacaklara  yayılırlar. Başlangıçta ürtikeryal eritematöz papül, plak ve eritem polimorf benzeri hedef şeklinde lezyonlar ile ortaya çıkar. Daha sonra normal deri veya ürtikeryal plakların üzerinden küçük veziküller ve büyük büller gelişir. Yüz, mukozalar ve palmo-plantar alanlar nadiren tutulur. Gebeliğin son birkaç haftasında klinik bulgular hafiflemekle birlikte doğumda veya erken postpartum dönemde vakaların %75’inde alevlenme izlenir.
Doğumdan sonra bazen yıllar sürebilen premenstural alevlenme ve oral kontraseptif kullanımı sırasında tekrarlayabilir. Anne ve bebekte ölüm artışı gösterilememekle birlikte  düşük yapan  vakalar bildirilmiştir.  Erken ürtikeryal lezyonlar topikal steroid ve oral antihistaminikler ile kontrol altına alınabilir. Ilık banyolar, kompres ve emolientler kaşıntıyı azaltmada yararlı olabilir.’’ ifadelerini kullandı.
Gebeliğin Polimorfik Erüpsiyonu
Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Filiz ARDIÇ; ‘’Gebeliğin pruritik ürtikeryal papül ve plakları “pruritic urticarial papules and plaques of pregnancy (PUPPP)”, gebeliğin toksik eritemi, geç başlangıçlı gebelik prurigosu olarak da adlandırılır.
Gebeliğin polimorfik erüpsiyonu, strialarda yoğunlaşan, şiddetli kaşıntılı eritemli papül, plak ve ürtikeryal lezyonlar ile karakterize selim bir gebelik dermatozudur. Sıklıkla ılk gebeliklerde  ve üçüncü trimesterde nadiren erken postpartum dönemde görülür ve sonraki gebeliklerde genellikle tekrarlamaz. Görülme sıklığı yaklaşık 1/130 ile 1/300 arasında değişmektedir. Çoğul gebeliklerde (%13) daha sık görülür. Çoğul gebelik ve maternal aşırı kilo alımı ile ilişkilidir.
Gebeliğin polimorfik erüpsiyonunun etyolojisi tam olarak bilinmemekle birlikte, üzerinde en çok durulan görüş, abdominal duvarın aşırı gerilmesi ve bunun sonucu olarak bağ dokusunda ortaya çıkan hasarın immunolojik cevabı tetiklediğidir. Şiddetli kaşıntının anneye verdiği sıkıntı dışında prognoz son derece iyidir. Hastalık süresi genellikle 6 haftayı aşmaz ve kendiliğinden iyileşir. Erken doğumun hastalık süresini etkilemediği düşünülmektedir. Daha sonraki hamileliklerde, oral kontraseptif kullanımı sırasında ve mensturasyon ile genellikle tekrar etmez.
Klinik özellikler tanı koymada en önemli bulgulardır. Normal gebelerden farklı bir laboratuvar bulgusu ve hormonal değişliklik bulunmamaktadır.
Topikal kortikosteroidli kremler ve nemlendiriciler olguların çoğunda şikayetlerin giderilmesini sağlar. ‘’ dedi.
Gebeliğin Atopik Erüpsiyonu
Kendisinde veya ailesinde atopi hikayesi bulunan gebelerde egzama benzeri veya papüler lezyonlar ile seyrettiğini ifade eden Dr. ARDIÇ; Diğer gebelik dermatozlarından çok daha sık görülür ve daha erken (ikinci tiremesterde) başlar. Mevcut atopik dermatitin kötüleşmesinin yanı sıra, atopik kişilerde deri bulgularının ilk kez ortaya çıkması ile ilişkilidir.  Cilt kuruluğu ve atopinin minör kriterlerden bir kısmı görülebilir. Diğer kaşıntılı dermatolojik tablolar ekarte edilmelidir. dedi.
Dr. ARDIÇ; Deri lezyonları tedaviye hızla cevap verir ve çoğunlukla gebelik sırasında belirgin düzelme olur. Diğer gebeliklerde sıklıkla tekrar eder. Fetal risk oluşturmaz.
Gövde üst kısmında yerleşmiş karın, kol ve bacaklara yayılabilen eritematöz, kaşıntılı, folliküler yerleşimli papül ve püstüller olup gebeliğin 2-9. ayları arasında ortaya çıkıp postpartum dönemde haftalar içinde geriler. Fetal mortalite ve morbidite üzerine etkisi yoktur. dedi.

Vücut temizliğine önem verilmesi gerektiğine değinen Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Filiz ARDIÇ önerilerde bulundu. Özellikle yaz aylarında hergün duş almak faydalı olmaktadır. Çok sıcak su ile banyo yapmaktan kaçınılmalıdır. Sıcak su cildi kurutur ve elastikiyetini azaltır. Sabun ve şampuanların tercihi iyi yapılmalıdır. Cildi nemlediren, kokusuz ve renksiz ürünler tercih edilmelidir. Banyo sonrası sabun ve şampuan iyice durulanmalıdır. Parfüm ve deodorantlardan uzak durulmalıdır. Kokusuz ve renksiz kremler tercih edilmelidir. Bol ve rahat kıyafetler tercih edilmelidir. Pamuk içerikli kıyafetler giyilmelidir. Ayakkabı seçimi ayak içerde terlemeyecek şekilde olmalıdır. İç çamaşırları sık sık değiştirilmelidir. Çok sıcak saatlerde sokağa çıkılmamalıdır. Cildi kurutacak ya da tahriş edecek kozmetik ürünleri kullanılmamalıdır.

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun!

Yorum yazın

İsim (Gerekli)
Yorumunuz (Gerekli)
 

Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.