07/12/2021

MEME KANSERİ İLE İLGİLİ BAZI HATIRLATMALAR

14 Ekim 2021 - 10:27
MEME KANSERİ İLE İLGİLİ BAZI HATIRLATMALAR

Özel Fatma Hatun Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Hüseyin İka Meme Kanseri İle İlgili bilgiler verdi.

Günümüzde Covid-19 Pandemisi nedeniyle insanlığın hayatta kalma mücadelesi devam etmekte iken, umutlarımızı kaybetmeden, geçmişte de benzer pandemilerin yaşandığı ve bu sürecin de atlatılacağı inancı içimizi rahatlatmakta. Yaşanan her olumsuzluğun, bilimsel ve çağdaş yöntemler kullanılarak bir fırsata dönüştürülebileceği unutulmamalı. Hiç şüphesiz bu pandemiden de insanlık zaferle çıkacak ve bu dönemde tecrübe edilen bazı ilaçlar ve aşılar başka hastalıkların tedavisinde de kullanılır hale gelecek. Çünkü insanlığı tehdit eden, artan endüstriyel atıklar, değişen yaşam ve beslenme şartları gibi nedenlerle artışa geçmiş olan daha önemli tehditler de var ve bu tecrübeler muhtemel ki bu tehditler için de çözüm olabilir. Öncelikle kastettiğim en çok ölüm sebebi olan kalp-damar hastalıkları ve kanserler. Kalp-damar hastalıklarını başka bir günün konusu olarak saklayalım. Burada kanser ve de özellikle içinde bulunduğumuz ekim ayının Meme Kanseri Bilinçlendirme ve Farkındalık Ayı (Dünya Sağlık Örgütü tarafından 2004 yılından bu yana) olarak belirlenmesi nedeniyle kadınları en çok tehdit eden meme kanseri hakkında bazı hatırlatmalar yapalım.

Meme, kadınlarda göğüs ön duvarında, sağda ve solda ikinci ve altıncı kaburga arasına yerleşmiş, içinde 15-20 tane meme lobu bulunan ve bu loblardan kanallar yoluyla meme ucuna açılan, yağ dokusuna benzeyen meme bezi, bağ dokusu ve deriden oluşan bir organdır. Erkeklerde de meme olmasına rağmen süt üretiminin sağlandığı lob yapısı bulunmaz (her 100 meme kanserinin biri erkeklerde görülür). Meme kanseri ise memede yer alan meme loblarından, kanallarından ve destek dokularından köken alabilir.

Meme kanseri, dünyada ve ülkemizde kadınlarda en sık görülen ve en çok ölüme sebep olan önemli bir sağlık problemidir. Günümüzde her 8 kadından biri hayatının bir döneminde bu problemle karşılaşmaktadır. Ülkemizde meme kanseri sıklığı 50/100.000’in üzerindedir ve her yıl yaklaşık 25.000 yeni hasta teşhis edilmektedir. Geçmiş yıllara göre meme kanseri sıklığı giderek artmaktadır. Bu artışın nedenleri olarak başlıca yaşam tarzının değişmesi (obesite, hareketsizlik, doğurmama, 35 yaş sonrası geç doğurma, kısa süren laktasyon, sigara ve alkol alışkanlığı, erken adet görmek, geç menapoz, uzun süre doğum kontrol hapı kullanmak, menapozda hormon kullanımı), nüfusun yaşlanması, kadınlarda farkındalığın artması, teşhisin kolaylaşması ve nüfus artışı sayılabilir. Sevindirici olan hastalıktaki artışa rağmen ölüm oranları aynı oranda artmamasıdır. Bunun sebebi hastalığın erken teşhis edilmesi, tedavideki gelişmeler gibi faktörlerdir.  

Meme kanserinden bazı kişisel önlemlerle korunmak mümkündür. Risk faktörlerini azaltılması önem taşımaktadır. Öncelikle ergenlikte adetin geç başlaması, ideal kilo sınırları arasında kalmak, düzenli egzersiz, ilk doğumu 30 yaştan önce yapmak, 12 aydan uzun süre emzirmek, stresten kaçınmak, alkol-sigara kullanmamak, beş yıldan uzun süre hormon tedavisi uygulamamak, on yıldan uzun süre doğum kontrol ilaçları kullanmamak gibi önlemlerle risk azaltılabilir.

Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de kadın sağlığını tehdit eden bu hastalık için Sağlık Bakanlığı Kanser Dairesi Başkanlığı tarafından Ulusal Meme Tarama Standartları belirlenmiştir. Taramadan amaç, hızla uygulanabilen testler ve muayenelerle herhangi bir belirti başlamamış olan hastaların yakalanmasıdır. Bu taramada, kadınlarda klinik bulgu ortaya çıkmadan meme kanserini erken dönemde saptayarak (küçük boyutta ve lenf bezlerine yayılmamış) meme kanserinden ölüm oranının azaltılması, meme koruyucu cerrahi oranının artırılması ve tedavi ile ortaya çıkacak zararların azaltılması ana hedeftir. Çünkü meme kanseri erken teşhis edildiğinde tedavisi kolay bir hastalıktır. Hatta ileri dönemdeki hastalarda dahi günümüzde uygulanan tedavilerle yaşam süresi ve kalitesi uzamaktadır. Bu standartlara göre her kadın, 20 yaşından itibaren ayda bir kez kendi kendini muayene etmeli ve yılda bir kez doktor kontrolüne gitmelidir. Meme kanserinin taranmasında en etkin görüntüleme yöntemi mamografidir ve her kadın 40-69 yaş arasında 2 yılda bir kez mamografi kontrolü yaptırmalıdır. Ayrıca yakın akrabalarında meme, yumurtalık vb gibi kanser olan kadınlarda meme kanserinde yüksek riskli kadınlar olarak kabul edilir ve kontrollerinde şüphe bulunanlarda tarama testleri daha genç yaşlarda ve daha ayrıntılı uygulanabilir. Menapoza girmemiş kadınlarda meme muayenesinin menstruasyonun başladığı günden itibaren 5.-9. günler arasında yapılması önerilir. Bu dönemde hormonların meme dokusuna etkisi minimaldir. Hasta rutin kontroller dışında bir şikayet üzerine muayeneye gelmiş ise zamanlamanın bir önemi yoktur. Menapoza girmiş kadınlar ise herhangi bir zamanda muayene olabilirler.

Kendi kendine yapılan meme muayenesinde öncelikle ayna karşısında kendi memeleri gözlemlemeli, şekil, biçim, simetriler açısından ortaya çıkabilecek değişiklikler fark etmeye çalışılmalıdır. Ayna karşısında eller yukarı kaldırılarak ve kalça üzerine konularak, meme başlarının simetrisi, cilt değişiklikleri, çekilmeler dikkatle araştırılmalıdır. Ardından yatar pozisyonda, muayene edilecek tarafta el başın altına konulur ve diğer elle memenin muayenesi yapılır. Muayenede 2.-3.ve 4. parmağın iç yüzü kullanılmalıdır. Kendi kendini muayene sırasında bir patoloji saptayan kadınlar doktor kontrolü için bir genel cerrahi uzmanına başvurmalıdır.

Kontroller dışında meme sorunları nedeniyle hastaneye başvurma sebepleri arasında en çok ağrı, kitle ve meme başı akıntısı görülür.  Meme kanserinin en sık yakınması ise memede ele gelen kitledir. Kitlenin ne zaman fark edildiği, menstruel dönemlerde boyutlarının artıp azalması, memelerin simetrisi, meme cildindeki değişiklikler, meme başı akıntısının rengi, akıntının tek veya çift taraflı olması gibi yakınmalar önem taşır. Hastanede genel cerrahi uzmanı tarafından yapılacak değerlendirme sonrasında teşhis ve tedavi yöntemleri şekillenecektir. Klinik muayene, memenin görüntüleme yöntemleri (ultrasonografi, mamografi, manyetik rezonans görüntüleme, vb) ile değerlendirilmesi, kandan yapılan tetkikler ve gereğinde biyopsi uygulanması teşhiste kullanmakta olduğumuz yöntemlerdir. Unutulmamalıdır ki boyutu ne olursa olsun, memede ele gelen her kitle kanser ayırıcı tanısı için önem taşımaktadır. Yapılan tetkiklerin yorumlanması sonrasında cerrahi bir tedavi uygulanacaksa meme koruyucu cerrahi (erken evrelerde) veya memenin tamamının alınması gibi seçenekler değerlendirilmelidir. Ayrıca meme kanseri multidisipliner yaklaşım gerektiren bir hastalıktır. Genel cerrahi, radyoloji, patoloji, plastik cerrahi, genetik, onkoloji, psikyatri gibi uzmanlık dallarının yaklaşımını gerektirir.

Son olarak; tedavi ve takip süreçleri bilimin ve çağdaş tıbbın desteklediği gerçekler doğrultusunda uygulanmalıdır. Alternatif tıp adı altında umut tacirliği yapan ve meme kanserli hastanın tedavisinde gecikmelere neden olan seçenekler dikkate alınmamalıdır. Yazının başlangıcında değindiğim pandemiden fırsat yaratmak yakın bir süreçte meme kanseri için de, geliştirilen mRNA aşıları sayesinde mümkün olabilir. Son yıllarda en çok ilaç ve tedavi seçenekleri geliştirilen hastalıklardan biri de meme kanseridir ve yakın gelecekte daha farklı tedavi seçenekleri de kullanıma sunulacaktır. Erken teşhis edilen meme kanserlerinde hastalıktan kurtulma ve sağ kalım oranlarının çok yüksek olduğu unutulmamalıdır. Takiplerinizi aksatmamanız gerektiğini hatırlatarak hepinize sağlık dolu günler diliyorum.

 

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun!

Yorum yazın

İsim (Gerekli)
Yorumunuz (Gerekli)
 

Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.