01/06/2020

DIŞARISI OLMADAN İÇERİSİ OLMUYORMUŞ

Mustafa Nuri GÜRSOY

Mustafa Nuri GÜRSOY
5 Mayıs 2020

Hiç bu kadar uzun süre evde kaldığı hatırlamıyorum.

Eve hapsolduk.

Gönüllü,

Gönülsüz sokağa çıkmıyoruz.

Evde nasıl vakit geçireceğime dair bir plan ve programım yok.

Her bir şeyi akışına bırakmış durumdayım.

Her zamankinin aksine, kitap okumakta zorlanıyorum.

Farklı şairlerden şiirler okumak, yazı yazmak şimdilik bana iyi geliyor.

Yemek yapmak için büyük gayret sarf ediyorum.

Televizyonu izlemiyorum diyecek kadar var.

Haberlere,

Programlara bakmıyorum.

Bir seçicilik var üzerimde.

Bu belki psikolojimi koruma refleksi,

Belki de kafa karışıklığımı önleme gayretidir, bilemiyorum.

Aklım başka yerde, ruhum başka yerde gibi.

Belirsizlik beynimi yakıyor.

Teller birbirine değmeye çok istekli, kontak kapatmak için bahane arar gibi.

Beyin aküsü devamlı şarj ediyor.

Aklım, asabiyete teslim olmak üzere!

Şehir sokak yürümesi sana iyi gelecek dürtüleri iki ağızlı anahtarını arıyor.

Katsayım hışımla, aşı ne zaman bulunacak basamaklarını çıkıyor.

Dikkatim dağınık.

Baskıyı hissediyor, alışkanlıklarımı elimin tersi ile itiyorum.

Uzun zamandır, bir çoğumuz evimizde mahsur kaldık.

İçeride kaldık.

Şunu da anladık!

Dışarısı olmadan, içerisi olmuyormuş.

XXX

Orhan Baba ile üniversite yıllarımdan tanışırım.

Hümanist bir insan olduğunu söyler, sazın bam teline nağmeler uydururdu.   

O vakitler!

Arap müziğinden esinleniyor, saz çalmayı bile bilmiyor denilirdi.

Televizyonlara çıkmadığı için de müzik bilgisi ve cesareti yok diye dedikodular ayyuka çıkmıştı.

Arabesk ile arası olmayanlar çoğunluktaydı.

Anadolu’dan gelmiştim; henüz ağzım süt kokuyordu. 

Bir tek saz biliyorduk, öğretmen okulundan bir mandolin görmüşlüğümüz vardı o kadar.

İstanbul’u gezi kolunun sayesinde görmüştüm; öğretmen olmama aylar kala.

O akşam, boğazda bir balık yemiş; saatlerce rehin kalmıştık.

İstanbul’a aşinalığım, Orhan Baba’ya yakınlığım çok eskilere dayanır.

O itibarla, çok kasetini almış, ney’i andıran sesinden çok şarkılarını dinlemişimdir.

O söylerken, ben dinlerken birlikte çok kahırlar çektik velhasıl.

XXX

Ne diyecektim; şunu diyecektim.

Hazır evdeyim, o da evdedir diyerekten,

Google’dan, Orhan Gencebay’ın kapısını çaldım.

“Ya Evde Yoksan” şarkısını söylüyordu.

_Ya yolu kaybettim ya ben kayboldum

_Ne olur bir yerden karşıma çıksan

_Tepeden tırnağa sırılsıklam oldum

_İçim ürperiyor ya evde yoksan!

Asıl ürpertici olan şu!

Ya evimiz!

Ya ev hissimiz yoksa!

Ya ev!...

Hakikaten,

Evde yoksa!...

Bunu yüksek sesle cevaplamak ne kadar zor.

XXX

Korona ile ülkemiz büyük bir mücadele veriyor.

Herkes üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmek için büyük çaba sarf ediyor.

Sahada, alanda savaşan ve çalışanların alınlarından tek tek öpmek vardı şimdi!

Üşenmeden, üşümeden, ürpermeden öpmek yanaklarından.

Evde kalarak izolasyona katkı sağlayanları da unutmuyorum.

Milyonlarca!

20 yaş ve altı genç ile 65 yaş ve üstü insanlar sokağa çıkma yasaklı.

Korona virüsünün yayılmaması için inanılmaz sabır gösteriyorlar.

O enerji dolu gençler, neredeler.

Sokak olmadan yaşayamayan yaşlılar ne yapar ve ne ederler.

65 yaş üstü vatandaşların sabırla tanıştıkları kaçıncı imtihandır bu.

Ya gençler.!

Onlar enerjilerine rağmen evde kalarak müthiş bir iş başarıyorlar.

Bu çocuklar, gençler, kendilerini bizim için eve kapattılar.

Sokağa çıkma yasaklı gençlerle ne kadar övünsek, onları ne kadar övsek azdır.

Onların gözlerinden, ellerinden öpmek de lazım.

XXX

Evde ne yapacağını bazen insan hiç bilemiyor.

İş o kadar uzadı ki; evde kalmamıza sebep olacak fikirlere ihtiyaç var.

Evde kalmamız için aslında o kadar çok sebebimiz var ki.

Mesela ben!

Türkiye üzerinde kendi kendime düşünme seansları ilan ediyorum evde..

“Nasıl bir ülkemiz var” diye kendi kendime sorular yöneltiyorum.

Hiç olmadığı kadar müzik dinliyorum.

Hem de saatlerce.! Hiçbir müziği ve tarzı ayırt etmeden, kesinlikle tavsiye ederim.

Bulaşık yıkamayı deneyin, bilhassa çatalları güzel yıkayın, uçlarının parmaklarınıza batmasına izin verin.

Makinaya kirli çamaşırlarınızı atın, başında bekleyin.

Beklerken Nazım Hikmet okuyun.

Asarken Necip Fazıl.

Çiçeklere su verin.

Her sabah, her akşam patlayan tomurcuklarını sayın.

Milim milim yükselen sürgünler inanılmaz gelecek size.

Tabiata yeniden aşık olacaksınız.

Herkes için spor Federasyonunun hazırladığı “HisApp” programını indirin.

Bağışıklık sisteminizi spor yaparak geliştirin.

Mutlaka ama mutlaka.!

Sağlık Bakanı Dr.Fahrettin Koca Beyefendiyi dinlemeden/okumadan sakın uyumayın.

   

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun!

Yorum yazın

İsim (Gerekli)
Yorumunuz (Gerekli)

Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.

Yazarın diğer yazıları